Hepinizlere tekrardan merhaba,Fark ettim ki yaklaşık iki aydır pek bişey yazmamışım. Bu arada bir takım gereksiz sınavlara çalıştım ama daha da önemlisi amca oldum. Kendisi işte şu üstteki tip, Eda. Bence annesine benziyo ama görücez nası bişey olucak. Bundan yaklaşık 9 ay önce annem tarafından dürtülerek "kalk amca oluyosun" sesleriyle uyandırılmıştım. Yine geçen gün sabahın bi yarısı abimin telefonuyla "biz gece 5 gibi hastaneye geldik bakalım bekliyoruz" demesiyle uyandım.
Olayın genel özeti bu şekilde. 16 Şubat 2010 tarihi itibariyle artık ben de bir amcayım. Şu anda tek derdim kendisinin kaç günlük olduğu. Yani benim hesabıma göre 3 günlük ama bizim köyün hesabına göre 4. Bizim köyde çocuklar 1 yaşında doğar, ilk doğum gününden sonra 2 yaşına basar. Ama şimdi 3'ün 5'in hesabını da yapmaya gerek yok. Peki amca olmak nası bişey? Aslında bilmiyorum, yani yeğenim şu anda sadece iki tane jpg'den ibaret. Bi bu var, bi de işte yeni doğduğunda çekilen biraz daha çirkin bi fotoğrafı var. Gidince görücez bakalım nası bişi.
Ben bi amca olarak şu ana kadar elimden gelen herşeyi yaptığımı düşünüyorum. Yani en azından bıyıklı bi amcayım. Amca dediğin zaten bıyıklı olur. Yolda mesela bıyıklı bi adam görünce "Amcacım bi bakar mısınız?" diyosun. Demiyosan da senin ayıbın. Benim hiç bıyıklı bi amcam olmadı, velhasıl ben bıyıklı bi amca oldum. Bence amca olmanın gereği de budur.
27 Şubat itibariyle de 10 günlüğüne Türkiye'ye gidiyorum (dikkat ediniz gidiyorum). Burda tanıştığım bazı insanların anlata anlata bitiremediği Türkiye'yi görmeye çalışıciğm. Fotoğraf makinamı boynuma asıp Sultanahmet'e gidiciğm, satıcılara "hav maç izdis" diyciğm. Belki kafama eserse kapalıçarşı esnafının İtalyanca seviyesini de ölçerim.
Şimdilik bu kadar, hepinize kucank dolusu sevgiler.