28 Eylül 2009 Pazartesi

Como




Hepinize tekrar melaba,

Bugun Italya'daki onikinci gunum. Tam anlamiyla yerlesmem oniki gun kadar surdugu ve halen bir bilgisayarim olmadigi icin hicbisi yazamadim. Zaten bunu da okulumuzun kutuphanesindeki bi bilgisayardan yazmaktayim (demee). Yanimdaki nereli oldugunu tam kestiremedigim eleman da "Careless Whisper"i loop'a almis 16.ya falan dinliyo ama idare edicez artik.Bu yazimda sizlere Como'dan bahsediciim. Como cok guzel biyer, hatta gereginden fazla guzel diyebilirim. Yani bes-onbin adam tutsan, "abicim bizim boyle bi arsamiz var buraya boyle boyle bi sehir kurucaz, para da dert diyil ne kadar istiyosaniz alin" desen boyle bi sehir kuramazlar. 84 bin kisinin yasamasina ragmen sehir cok buyuk, yani ben boyle Kesan - Edirne arasi bisey bekliyodum fakat Como Edirne'den buyuk. Izmir'den referans vermek gerekirse Konak + Alsancak buyuklugunde diyebilirim.

Sehrin iki yaninda yuksek yuksek tepeler var. Fakat bu adamlar trakyali olmadiklari icin yuksek yuksek tepelere ev kurmuslar. Ayni Kabatas'ta oldugu gibi burda da funikuler var, tabi biz ona funicolare diyoruz. Ama funikuleri gorcen, Kabatas'taki bunun yaninda funikulercik kaliyo. Iste onunla tepeye cikiliyo, Brunate'ye. Ben daha cikmadim, "acele etme elbet bigun turist gezdirmeye cikarsin" dediler, zaten bi gidis 4.5 € mu ne oyle bisi. Como golu harika biyer, gerci ben daha golun onda birini falan gordum ama o bile yetiyo. Como kesinlikle fotojenik biyer degil, hani boyle hicbi fotografta guzel cikmayan insanlar vardir ya (mesela ben) Como da aynen oyle. Iki yanda acilari 45 dereceye yaklasan tepeler ve karsidaki daglarin goruntusu anlatilamiycak ve/veya fotograflanamiycak guzellikte.

Sehirde her donemden bina ve eser bulmak mumkun, derebeylik zamanindan kalma surlarin bazilari hala ayakta, bu surlarin ici sehrin merkezi, burda sokaklar cok dar ve genelde bu sokaklara araba giremiyor. Butun evler, binalar eski ama cok bakimli. Burda yerel halkin dukkanlari ve saire var. Sehrin bu kismi ufak olmasina ragmen 4-5 tane meydani var, adim basi meydan nerdeyse. Insanlar bu meydanlarda toparlanip muhabbet falan ediyolar, yemek yiyip kahve iciyolar. Cumartesi de mesela bit pazari gibi bisi vardi, yasli yasli amcalar eski plaklari, gumusleri ve bilimum eski esyalarini getirmis satiyolardi. Sehir ovaya kuruldugu icin cok duz biyer. Mesafeler cok yakin degil ama otobus veya arabayla gidilcek kadar da uzak degil. Tabi bu durumda olan benim ayaklarima oldu, mubalaga etmiyim ama gunde ortalama 7-8 km yuruyorum, ilk gunler daha da fazlaydi. Dedigim gibi sehirde yokus falan yok, insan duz yolda yururken yoruluyo. Hostelde kalirken 10-16 saatleri arasi mekan kapali oldugundan mutevellit butun sehri boydan 15-20 kere yurudum.

Como yaklasik boyle biyer, artik kendimi tamamen bu sehire ait hissediyorum, cogu sokak tanidik, yol-yordam bulma konusunda herhangi bir sikintim yok. Hersey yolunda. Italya, Milano, insanlar ve olaylarla ilgili seyleri de baska bi zaman yazarim artikin.

Hepinize Arrivederci

1 yorum:

  1. yazılarınızı heyecanla takip ediciiz efenim
    ciao
    yengeciğin ve de yeğenciğin :)

    YanıtlaSil