• Şaka maka tam iki ay oldu lan.
• Stockholm’den bildiriyorska yazdım da sonra abim geldi falan yalan oldu o. Zaten Stockholm’den bildire bildire ne bildircem, ve/veya bildirsem ne değişçek. Gittim, gezdim, geldim işte.
• Napolyon da buna benzer bişeyler demişti sanki
• Ayıptır söylemesi dün (aslında ondan önceki gün ama düne de sarktı) Polaklarla parti yaptık, jubrowka mı ne getirmişler memleketten, çeşit çeşit votkalar falan. Ordan da Insubria’daki partiye gitçektim kim sorarsa. Sonra içimden dedim “nereye gidiyosun hayvan herif sen önce düz yolda yürü” yani içimden dememiş de olabilirim orası bi muallak.
• O diğil de kaderde Polaklarla İskoçça konuşmak varmış, nası oldu neden oldu bilmiyorum bütün gece İskoçça konuştum. Çok pis İskoçça konuşurum.
• İtalya’da yeni bişey yok, bildiğin İtalya. Oturma iznimi de aldım artık rahatça oturabiliyorum. Eskiden böyle bi tedirgin oluyodum, acaba oturmasam mı falan diye bi düşünüyodum artık öyle bi derdim yok, direk oturuyorum. Kralı da gelse kaldıramaz artık beni.
• Hani ilk okuldaykene bi tiyatrodur, sinemadır, okul gezisi falan olur. Olayın yapılcaa salona ve/veya otobüse koşarak girdikten sonra en güzel yere oturulup “burayı ben kaptım” denir ya, benimki de o hesap. İtalya’yı ben kaptım sen git başka yere otur.
• Şimdi fotoğraflara falan baktım da Stockholm fena yer diğil aslında. Ama kışın gittin mi pek bi bok göremiyosun, çünkü insanın görebilmesi için ışık denen bişey lazım, o da Stockholm’de yok. “Bu gece naapıyoruz hacı?” gibi bi durum yok, çünkü alabildiğine gece, saat 4 oldu mu gece. Böyle akşam üstü falan da diğil bildiğin gece.
• Bunları biliyor muydunuz? İsfeçteki arabaların hepsi Volvo veya Saab diğil. Yarısı falan.
• İsfeçin insanı da çok nalet. Sarışın kızlar (ayrıca İsfeçteki herkes sarışın değil) falan tamam bi yere kadar. Altı ay gece altı ay gündüz olayından insanların beyinler sulanmış resmen. Ben hayatımda bu kadar mal insanı bi arada görmedim arkadaş. Herkesin suratında böyle eblek bi ifade. Zaten ortalıkta insan da yok, ne biçim iş annamadım.
• Zaten tanışa tanışa bi tane İsfeçliyle tanıştım, onun da adı Tobias. Bi de manitası vardı Finli, hadi onu da yarım say 1.5 eder. Tam böyle Avrupa Birliği ofisi gibi bişi vardı onun önünde harita var ona bakıyoz bunlar geldi arkadan İsfeççe bişiler dediler. Dedim “anlamıyok kurban ingilizce gonuş” sonra işte anlattılar bişeyler felan. Bu arada İsfeçte Türkler dahil herkes ingilizce konuşuyo. Bunlar sordu nerelisiniz falan diye, ben hemen dedim “We’re from Italy”. Yalan mı söyliyim herife İtalya’dan geliyoruz. Hatunun gözler açıldı hemen dedi ben hep İtalya’ya gitmek istiyorum ama bu mal salmıyo. Yani buna yakın bişiler dedi. Bu iç mimarlık gibi bişiler okuyomuş, tasarım masarım anlattı da anlattı. Hep berağber bi Ayriş paba gittik ama pabın sahipleri Ayriş diğilmiş Boston’lıymış (aynı şey) eleman bize bira ısmarladı ki bu bi İsfeçliden beklenebilcek en son şey. Sonrakileri de biz ısmarladık borçlu kalmayalım diye, sonra bunlar ayak üstü kavga edip ayrıldı falan.
• Sıkıldım ya başka şey yazıcam.
• Şu an farkettim ki Mac’te bile olsa Word tam bir gerizekalı. Yarım saattir fontu Georgia yapmaya çalışıyorum inatla Times New Roman’a döndürüyo. İstemiyorum kardeşim Times New Roman.
• O diğil de dün gece ne içildi...
• Abim’le Lugano’ya gittik. İsfiçre de aynı İsfeç gibi, refah olayının suyunu çıkarmış. Sevmedim Lugano’yu. Como döver. Eskiden buralar kompile İtalya’ymış zaten sonra bunlar demiş olmuyo yürümüyo ayrılalım. Ama insanları iyi, İtalyan gibi. İsfiçre göyya gelişmiş, ileri memleket. Soruyosun millete kimse İngilizce bilmiyo. Dünyanın neresine gidersen git, bi yerde insanlar ingilizce bilmiyosa oranın insanı cana yakın oluyo.
• Tobias’la konuşuyoruz ne ayaksın falan diye, adam işsizmiş. İş bakmıyomusun falan dedim. “Yok ya ne bakçam” dedi. Devlet buna ayda 10,000 kron işsiz maaşı veriyomuş. İşte büyük hizmet! “on bin kron ne ediyo ki?” diyenler Google’a “10000 sek to try” yazıp kendilerinden geçebilir.
• Google’a bişey yazdıktan sonra bi de Enter’a basmak gerekiyo. Böyle insanlar var çünkü “gugula yazdım bişey çıkmadı” diye dolaşıyolar ortalıkta. Enter’a basmassan çıkmaz tabi.
• Gurbet’in nasıl bişey olduğunu Stockholm’de çok iyi anladım. Stockholm özünde çok güzel şehir ama memleket hasreti bambaşka bişey. Orio al Serio’ya ayak bastığım gibi kendime geldim. Üç günlüğüne de olsa insan özlüyo memleketini.
• Ben başka bişeyler daha yazcaktım da ne yazcaktım acaba...
• Neyse şimdi aklıma gelmedi, bi dahaki sefere kadar esen kalınız. Grazie e arrivederci!
allah senin tependen baksın insan bu kadarcık mı fotoğraf çeker :)
YanıtlaSil